“Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir alışkanlığı vardır.”
Sosyal medyanın bu en afili cümlesinin tam sahibi bilinmiyor.
Kimi kaynaklar, SHP Genel Başkanı Erdal İnönü’yü kimi kaynaklar Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman’ı işaret ediyor.
Gerçeklerle ilgili, sahibi belli olan evrensel cümlelerden gidelim biz;
Fransız yazar Emile Zola’nın, 1898’de dönemin Cumhurbaşkanı’na yazdığı ve tarihe geçen “İtham ediyorum” başlıklı açık mektubunda kullandığı “Gerçek yürüyüşe geçmiştir ve hiçbir şey onu durduramaz” cümlesi en bilinen cümlelerden birisidir.
Bir de İngiltere’nin II. Dünya Savaşı’nda ayakta kalmasını sağlayan Başbakanı Churchill’in “Gerçek parıldar, yalanlar ise sadece parlatılır” sözü var.
Gerçeklere dayatılan bu katıksız güven bugünün dünyasında çok da anlamlı değilmiş meğerse.
★ ★ ★
İsrail’de 27 Ekim’de seçim var.
Muhalefetin seçimlerde soykırım sanığı Netanyahu’dan daha fazla oy alabileceği ama bir koalisyon kurmakta zorlanacağı için Netanyahu’nun başbakan olarak göreve devam edebileceği senaryoları ön plana çıkmaya başladı.

7 Ekim’den beri sağa kayan İsrail için olması muhtemel bir sonuç bu.
Garip olan, halkın siyasi tercihlerinde bu derece belirleyici olan 7 Ekim saldırısına dair açığa çıkan gerçeklerin ve ihmalin kamuoyunu etkilememiş olması.
Haaretz ve New York Times kaynaklı haberlere göre, BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan, 7 Ekim’den yaklaşık 10-14 gün önceki telefon konuşmasında Netanyahu’ya Hamas’ın büyük çaplı bir operasyon planladığına dair endişelerini aktardı.
ABD’nin saygın iki medya kuruluşu The Atlantic ve The Wall Street Journal da Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Abbas Kamil’in 26 Eylül 2023 tarihinde İsrail’e gizli bir ziyaret gerçekleştirerek, Gazze’deki hareketliliğe dikkat çektiğini yazdılar. Kamil’in saldırıya sayılı günler kala Netanyahu ile doğrudan telefon görüşmesi gerçekleştirdiği de haberlerde özellikle vurgulandı.
Bu iki gelişme dünyada büyük yankı uyandırdı, bir tek İsrail’de gidişatı değiştirmedi.
Bu gelişmelere bir yenisi daha eklendi:
Mahmud Abbas’ın Filistin Yönetimi’nin eski bakanı Sufian Abu Zaida, İsrail medyasına 7 Ekim saldırısından sadece birkaç hafta önce Hamas lideri Yahya Sinvar’dan İsrail’e bir uyarı mesajı ilettiğini açıkladı. “Mesaj ne?” diye merak edenler çıkabilir; Sinvar, Filistinli Bakan’a, “Eylül ayı sonundan önce, müzakereler konusunda deprem etkisi yaratacak kartları masaya koyacağım ve İsrailliler hapishaneleri boşaltmaya hazırlanmalılar” demiş.
Bu mesaj da İsrail’in iç güvenlikten sorumlu istihbarat teşkilatı Şin Bet’e aynen iletilmiş.
★ ★ ★
Soykırım sanığı Netanyahu,
7 Ekim’den sonra gelen istihbaratın kendisine iletilmediğini söylemişti.
Son olaylardan öğrendiğimiz ve açığa çıkan gerçek şu: Netanyahu, hem Birleşik Arap Emirlikleri hem de Mısır tarafından bizzat bilgilendirilmiş.
7 Ekim, İsrail halkı için bir travmaysa; bu travmanın siyasi sorumlusunun kim olduğunu artık tartışmanın bir anlamı yok.
New York Times, Kasım 2023’te Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirdiği baskın planının benzer detaylarını içeren yaklaşık 40 sayfalık Jericho Wall Planı’nın İsrail istihbaratının elinde olduğunu ama yetkililerin önlem almadığını yazmıştı.
Hadi o zaman çok sıcak günlerdi, Gazze’deki soykırımın başlangıç günleriydi, kimse bu ihmalin üzerinde durmadı.
Aradan 3 yıl geçti, “Beni uyarmadılar” diyen Netanyahu’nun bizzat iki ayrı devlet tarafından uyarıldığı ortaya çıktı, kimseden çıt çıkmıyor.
İnanılır gibi değil ama gerçek bu ve ortaya çıkan gerçek durumu, sonuçları zerre etkilemiyor.
★ ★ ★
İsrail medyasında Haaretz hariç tüm gazeteler bambaşka bir havada, özellikle de Jerusalem Post.
Dün, eşi ölünce ABD’den İsrail’e göç etmiş eski bir ilkokul müdürünün “Trump, Erdoğan’ı nasıl sever” tadında, içerisinde bilgi ya da analiz değil sadece hakaretler olan bir yazısını basmışlar konuk yazar bölümünde.
Türkiye söz konusu olunca ağzından salyalar saçanların sesi olmak, Netanyahu sonrasındaki Ankara-Tel Aviv ilişkilerini doğru okuyamamak anlamına geliyor.
İsrail için güvende olmanın yolunun, devlet olarak hayatta kalmanın tek seçeneğinin başkalarına saldırmak değil, başkalarıyla konuşmak, anlaşmak olduğu gerçeği ortaya çıktığında İsrail medyası ne yapacak?
Bu köşede Netanyahu için kullandığım “soykırım sanığı”, uluslararası hukukta devam eden bir yargılamanın getirdiği tanımlama.
Netanyahu’nun işlediği soykırımın dünyadaki tüm Yahudilerin günlük hayatlarını zorlaştırdığı tüm dünya medyasında kabul görmüş bir fikir.
Soykırım sanığının 7 Ekim’deki ihmalleri tüm dünya medyasında konuşuluyor, sadece İsrail’de konu edilmiyor.
İsrail’in geleceğini Türkiye değil, bu gerçekle yüzleşemeyen halk tehdit ediyor.
Kaynak: www.milliyet.com.tr