class=’medyanet-inline-adv’>
Yunanistan’da yayın yapan savunma sitesi Militaire’de, emekli Korgeneral Konstantinos Loukopoulos imzasıyla dikkat çeken bir analiz yayımlandı. Analizde, Türkiye ile Yunanistan arasındaki tansiyonun artması ihtimali karşısında Atina’nın ne kadar hazırlıklı olduğu sorgulandı. “Türkiye ile olası bir çatışmaya ne kadar hazır olduğumuza dair 10 acımasız soru” başlıklı analizde, Yunanistan’ın savunma kapasitesi, seferberlik sistemi ve askeri hazırlıkları Türkiye’nin kapasitesiyle karşılaştırmalı olarak ele alındı.
“ŞAŞIRMAYA HAKKIMIZ YOK”
Loukopoulos, Türkiye’nin Ege’deki politikalarının “aniden” ortaya çıkmadığını ve Ankara’nın uzun süredir belirli hedefler doğrultusunda savunma ve güvenlik politikası yürüttüğünü savundu. Emekli Korgeneral, Türkiye’nin hava ve deniz gücü, füze kapasitesi, insansız sistemleri, elektronik harp kabiliyeti ve kriz anında kuvvetlerini kısa sürede yoğunlaştırma kapasitesinin Yunanistan’ın savunma planlamasında dikkate alınması gerektiğini belirtti.
class=’medyanet-inline-adv’>

Yunanistan’ın yıllardır Türkiye’ye ilişkin analizler yaptığını, uyarılarda bulunduğunu ve silahlanma programları açıkladığını hatırlatan Loukopoulos, olası bir kriz sonrasında “hazırlıksız yakalandık” açıklamasının kabul edilemeyeceğini savundu.
Emekli Korgeneral, bu durumu “Şaşırmaya hakkımız yok” sözleriyle ifade etti.
Loukopoulos’un 10 soruluk analizinin temelinde ise şu soru yer aldı:
“Yunanistan, yıllardır karşı karşıya olduğunu söylediği Türkiye’ye gerçekten hazır mı?”
ATİNA’NIN ULUSAL GÜVENLİK STRATEJİSİ VAR MI?
Analizin ilk sorusu Yunanistan’ın ulusal güvenlik mekanizmasına yöneltildi. Loukopoulos, ülkenin bir Ulusal Güvenlik Stratejisi bulunup bulunmadığını ve mevcut stratejik çerçevenin Silahlı Kuvvetlere somut bir yol haritası sağlayıp sağlamadığını sorguladı.
Emekli Korgeneral, Yunanistan Başbakanı’nın 2019 seçimleri öncesinde kurulacağını vadettiği Ulusal Güvenlik Konseyi’nin hâlâ oluşturulmadığını savundu. Ayrıca Milli Savunma Politikası’nın 16 yıl öncesine dayandığını ve mevcut jeopolitik koşulları yeterince yansıtmadığını ileri sürdü.
class=’medyanet-inline-adv’>
Loukopoulos, özellikle Türkiye’nin ulaştığı askeri ve stratejik kapasitenin savunma planlamasında ne ölçüde dikkate alındığının sorgulanması gerektiğini belirtti.
Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın “2030 Gündemi” kapsamında açıkladığı başlıkların iddialı olduğunu belirten Loukopoulos, bu hedeflerin Ulusal Savunma Planlaması sürecinin amaçlarıyla ne kadar örtüştüğünün de tartışılması gerektiğini savundu.
SATIN ALINAN SİLAHLARIN KAÇI GERÇEKTEN HAZIR?
Analizin ikinci sorusu, Yunanistan’ın sahip olduğu modern silah sistemlerinin ne kadarının fiilen operasyona hazır olduğuna odaklandı.

Loukopoulos’a göre yalnızca savaş uçakları, savaş gemileri, füze sistemleri ve insansız hava araçlarının sayısına bakmak yeterli değil. Bu sistemlerin operasyonel durumu, mühimmat stokları, lojistik ve yedek parça kapasitesi, kayıpların ne kadar sürede telafi edilebileceği ve komuta-kontrol altyapısının da değerlendirilmesi gerekiyor.
class=’medyanet-inline-adv’>
Emekli Korgeneral, son yıllarda yapılan silahlanma yatırımlarının gerçek muharebe kapasitesine ne ölçüde dönüştüğünün ortaya konulması gerektiğini savundu.
CAYDIRICILIK SAVAŞ HAZIRLIĞININ YERİNİ TUTAR MI?
Loukopoulos’un üçüncü sorusu caydırıcılığın sınırlarına ilişkin oldu. Emekli Korgeneral, caydırıcılığın gerekli olduğunu ancak tek başına savaş hazırlığı anlamına gelmediğini belirtti.
Loukopoulos, Türkiye’nin karşılaşacağı maliyete rağmen hedeflerine ulaşabileceğine inanması halinde Yunanistan’ın nasıl hareket edeceğini sordu. Bu nedenle Atina’nın yalnızca caydırıcılığa güvenmek yerine, caydırıcılığın başarısız olması halinde kullanılabilecek güvenilir bir muharebe kapasitesine de sahip olması gerektiğini savundu.
class=’medyanet-inline-adv’>
YUNANİSTAN KAÇ GÜNDE SEFERBER OLABİLİR?
Dördüncü soru, Yunanistan’ın barış durumundan tam operasyonel düzene ne kadar sürede geçebileceğine ilişkin oldu.
Loukopoulos, kaç yedek personelin kısa sürede göreve çağrılabileceğini, bu personelin eğitim seviyesini ve birliklerin tam kapasiteye ulaşmasının ne kadar zaman alacağını sorguladı.
Yunanistan’ın yedek kuvvet sisteminde reform ihtiyacının uzun süredir kabul edildiğini belirten emekli Korgeneral, atılan adımların yeterli hızda ilerlemediğini ileri sürdü.
Loukopoulos, Türkiye’nin kısa sürede kuvvetlerini yoğunlaştırabileceğini savunarak, “Böyle bir tablo karşısında Yunanistan’ın yavaş bir seferberlik mekanizmasına sahip olma lüksü yok” dedi.
class=’medyanet-inline-adv’>
MODERN SİLAHLAR TEK BAŞINA MUHAREBE GÜCÜ DEĞİL
Beşinci soruda Yunanistan’ın son yıllarda yaptığı savunma yatırımları ele alındı.
Loukopoulos, modern savaş gemileri, savaş uçakları, füze sistemleri, İHA’lar, İHA karşıtı sistemler ve yeni teknolojilere yönelik yatırımların önemini kabul etti. Ancak bu platformların personel, mühimmat, bakım, lojistik ve komuta-kontrol unsurları olmadan tek başına savaş gücü oluşturamayacağını belirtti.
Emekli Korgeneral, gerçek caydırıcılığın kabul törenlerinde çekilen fotoğraflarla ölçülemeyeceğini savunarak, “Asıl ölçü, rakibin kriz anında Yunanistan’ın ne yapabileceğine ve ne yapmaya kararlı olduğuna inanması” dedi.
TÜRKİYE’NİN ASKERİ KAPASİTESİ DOĞRU ANALİZ EDİLİYOR MU?
Altıncı soru askeri istihbarat ve planlamaya ayrıldı. Loukopoulos, rakip hakkında doğru ve kapsamlı bilgi sahibi olmadan güvenilir bir askeri planlama yapılamayacağını belirtti.
Emekli Korgeneral, yalnızca silah envanterinin değil, birliklerin konuşlanma ve hazırlık düzeyinin, kuvvet yoğunlaştırma kabiliyetinin, hava ve deniz gücünün, füze kapasitesinin, insansız sistemlerin, elektronik harp ve hibrit operasyon yeteneklerinin de incelenmesi gerektiğini söyledi.

“KARA KUVVETLERİ İHMAL EDİLİYOR”
Loukopoulos’un “en tatsız” sorulardan biri olarak nitelendirdiği yedinci başlık, Yunan Kara Kuvvetleri’ne ilişkin oldu.
Emekli Korgeneral, güçlü bir Hava Kuvvetleri ve modern bir Donanmanın kara kuvvetlerindeki yapısal sorunları tek başına telafi edip edemeyeceğini sorguladı. Silahlı Kuvvetlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Loukopoulos, hava, deniz ve kara unsurlarının koordinasyonuna dikkat çekti.
Loukopoulos ayrıca ordunun bel kemiği olarak nitelendirdiği piyade birliklerinin ciddi biçimde ihmal edildiğini düşündüğünü belirterek Kara Kuvvetleri’ndeki sorunlara dikkat çekti.
UKRAYNA VE ORTA DOĞU SAVAŞLARI YUNAN ORDUSUNA NE ÖĞRETTİ?
Sekizinci soruda son yıllarda yaşanan savaşlardan çıkarılan dersler ele alındı. Loukopoulos, Ukrayna savaşı, Kızıldeniz’deki çatışmalar ve İsrail’in saldırılarıyla birlikte İHA’ların, füzelerin ve elektronik harp sistemlerinin savaş alanındaki öneminin arttığını belirtti.
Emekli Korgeneral, birliklerin dağıtılması, yedek kuvvetlerin önemi ve büyük ve pahalı platformların kırılganlığı gibi unsurların savaşın yürütülme biçimini değiştirdiğini savundu.

Loukopoulos’un asıl sorusu ise bu gelişmelerden çıkarılan derslerin ne kadarının Yunanistan’ın gerçek operasyonel kapasitesine yansıtıldığı oldu. Emekli Korgeneral, bir sorunu tespit etmekle muharebe sırasında uygulamanın aynı şey olmadığını belirterek “sunum” ile “kullanılabilirlik”, “duyuru” ile “hazırlık” arasındaki farkın görülmesi gerektiğini savundu.
ASKERİ HAZIRLIKTA İNSAN UNSURU
Dokuzuncu soruda Silahlı Kuvvetlerin insan kaynağı ele alındı. Loukopoulos, personel sayısının yanı sıra askerlerin morali, kuruma duyduğu güven ve komuta kademesine olan inancın da askeri hazırlığın önemli unsurları olduğunu belirtti.
Emekli Korgeneral, gerekli insan kaynağından yoksun olan ve kendisini değersiz, sesi duyulmayan veya idari ve siyasi deneylerin nesnesi olarak gören bir askeri gücün güçlü olamayacağını savundu.
Bu nedenle moralin operasyonel etkinliğe etkisinin, askeri hiyerarşinin prestijinin korunup korunmadığının ve subayların kuruma duyduğu güvenin de incelenmesi gerektiğini ifade etti.
“UYARILAR VARDI; PEKİ HAZIRLIK GERÇEKTEN YAPILDI MI?”
Loukopoulos’un 10 soruluk analizinin son halkası, Yunanistan’ın bugün gerçekte ne kadar hazır olduğu sorusuna odaklandı.

Emekli Korgeneral, ölçülmesi gerekenin silah alımları, açıklamalar veya sunumlar değil, doğrudan muharebe hazırlığı olduğunu söyledi.
Loukopoulos, “Uyarılar vardı; peki hazırlık gerçekten yapıldı mı?” ifadelerini kullandı.
Analizin sonunda Türkiye’nin askeri kapasitesine yeniden dikkat çeken emekli Korgeneral, Ankara’nın stratejik hedefleri ve kriz anında bu kapasiteyi kullanma hızının Yunanistan’ın savunma planlamasında temel unsurlar arasında yer alması gerektiğini savundu.
Loukopoulos, “Ancak her ne olursa olsun Türkiye’nin gücü ortada. Gerçek, gözümüzün içine bakıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Emekli Korgeneral, en kötü senaryonun gerçekleşmesi halinde kimsenin “bilmiyordum” deme hakkının bulunmadığını savunarak, “Türkiye’nin stratejisi, askeri kapasitesi ve sahip olduğu imkanlar uzun süredir Yunanistan’ın önünde duran bir gerçek” dedi.
Kaynak: www.hurriyet.com.tr

