Nuh’un Gemisi gündemde: CIA’nın çektiği gizli fotoğraflar… Ağrı Dağı’nın istihbarat sırrı… Yüzbaşı İlhan Durupınar işin neresinde
Cemile Y. Çetin yazdı…

Nuh’un Gemisi yine Türk medyasının gündeminde…
Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde yaklaşık 90 gün süren araştırmalar tamamlandı. Gemiye ait olduğu düşünülen bölgede 100-150 farklı noktadan toprak örnekleri alındı. Radar taramaları yapıldı. Laboratuvar incelemelerinin sonuçları bekleniyor…
Araştırmacılar, toprağın altında insan eliyle yapılmış bir yapı bulunup bulunmadığını anlamaya çalışıyor.
Peki, Nuh’un Gemisi gerçekten bulundu mu? Henüz bunu doğrulayan bilimsel bir kanıt yok…
Ancak bu arayışın pek bilinmeyen bir yönü var:
CIA, Amerikan Savunma İstihbarat Ajansı, gizli keşif uçuşları ve yıllarca açıklanmayan fotoğraflar…
Nuh’un Gemisi, Soğuk Savaş yıllarında Amerikan istihbaratının daima gündeminde idi.
CIA’nın Ağrı Dağı‘nda ne işi vardı?
NUH’UN GEMİSİ NİYE AĞRI’DA ARANIYOR
Önce bu inancın tarihsel kökenine bakalım.
Nuh’un Gemisi’nin ‘Ararat’ bölgesine oturduğunu bildiren en eski yazılı kaynak Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat…
Tevrat’ın Yaratılış bölümünün sekizinci kısmında geminin, tufanın ardından Ararat dağlarına oturduğu anlatılır. Burada önemli bir ayrıntı var.
Metinde bugünkü Ağrı Dağı’nın adı geçmez. Ararat, eski çağlarda “Urartu” adıyla bilinen geniş coğrafyayı ifade eder.
Kur’an’ın Hud suresinin 44’inci ayetinde ise geminin Cudi’ye oturduğu belirtilir…
Bugünkü Ağrı Dağı, ne zaman geminin bulunduğu yer olarak kabul edilmeye başlandı?
Tarihçiler arasında farklı değerlendirmeler bulunmakla birlikte, Ağrı Dağı’nın Nuh’un Gemisi’yle özdeşleştirilmesi özellikle 11 ve 12’inci yüzyıllarda yaygınlaştı. 13’üncü yüzyılda bölgeden geçen Avrupalı seyyahlar bu inancı eserlerine taşıdı.
Örneğin: Marco Polo, seyahatnamesinde Büyük Ermenistan’daki yüksek bir dağın Nuh’un Gemisi’nin bulunduğu yer olarak gösterildiğini anlattı.
Böylece yüzyıllar boyunca aktarılan mistik anlatı, giderek bugünkü Ağrı Dağı üzerinde yoğunlaştı.
1949: İSTİHBARATIN FOTOĞRAFLARI
Tarih, 17 Haziran 1949.
Amerikan Hava Kuvvetlerine ait bir uçak, Ağrı Dağı’nın fotoğraflarını çekti.
Görüntülerde zirvenin yaklaşık 2,2 kilometre batısında, buzulların arasında uzanan alışılmadık bir şekil vardı.
Sonraki yıllarda buna “Ararat Anomalisi” adı verildi.
Anomali, burada fotoğraftaki çevresinden farklı görünen ve ne olduğu ilk bakışta anlaşılamayan oluşum anlamına geliyordu.
Bazı araştırmacılar bunun Nuh’un Gemisi olabileceğini ileri sürdü. Buraya bir “ancak” kelimesi koymak lazım: Ağrı Dağı’nın askeri açıdan da önemi vardı.
Türkiye, Sovyetler Birliği’ne komşuydu. Bölge, Amerikan istihbaratının Sovyet askeri faaliyetlerini izleme çalışmaları açısından stratejik konumdaydı. Dolayısıyla askeri keşif sırasında çekilen fotoğraflar, daha sonra Nuh’un Gemisi tartışmasının parçası haline geldi.
CIA’NIN GİZLİ DOSYASI
1984 yılında Amerikan Senatosundan gelen bir soruya CIA’nın verdiği yanıt oldukça dikkat çekici. Kurum, Nuh’un Gemisi’nin bulunduğunu kanıtlayan fotoğraflara sahip olmadığını bildirdi.
Ayrıca Amerikan Senatosunun daha önceki görüşmelerinde gündeme gelen bir konunun Nuh’un Gemisi’yle değil, Sovyet askeri faaliyetleriyle ilgili olduğunu açıkladı.
Dosya kapanmadı.
Yıl, 1992. CIA Başkanı Robert Gates’e, Ağrı Dağı’ndaki gemi kalıntılarının araştırılması için başvuru yapıldı.
Gates’in talimatıyla istihbarat uzmanları, Kasım 1990 ile Ocak 1992 arasında çekilmiş görüntüleri inceledi. Kar ve buzların arasından çıkan iki kaya oluşumu belirlendi. Fakat geminin varlığını doğrulayacak sonuca ulaşılamadı.
İki yıl sonra, 7 Şubat 1994 tarihli CIA yazışmasında ise görüntülerin gizlilik gerekçesiyle açıklanmadığı belirtiliyordu.
Gizlilik, geminin bulunduğu anlamına gelmiyordu. Fotoğrafların yayımlanması, Amerikan istihbaratının keşif araçlarının teknik özelliklerini de ortaya çıkarabilirdi!
İKİ FARKLI YER
Burada birbirine karıştırılan iki ayrı yer var:
Bugün haberlerde geçen Durupınar oluşumu, 11 Eylül 1959’da Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli harita mühendisi Yüzbaşı İlhan Durupınar tarafından fark edildi.
Doğubayazıt’ın Telçeker ve Üzengili köyleri arasındaki bu doğal oluşum, yukarıdan bakıldığında gemiye benziyor…
Jeologların kullandığı formasyon sözcüğü de bu tür jeolojik oluşumları ifade ediyor.
CIA’nın fotoğraflarında incelenen yer ise Ağrı Dağı’nın zirvesine yakın, buzullarla kaplı başka bir bölge…
Amerikan Savunma İstihbarat Ajansı (DIA), 1949 fotoğraflarını 1995 yılında yeniden değerlendirdi. Uzmanlar, gemiye benzetilen görüntünün buzulların kenarında oluşmuş doğal bir şekil olabileceği sonucuna vardı.
Yıl, 1997. Fotoğrafların bir bölümü ve bunlara ilişkin değerlendirme, bilgi edinme başvurusu üzerine açıklandı.
Bugün Ağrı’daki araştırmalar sürüyor.
Bu dosyanın ilginç yanı, Nuh’un Gemisi’nin gerçekten bulunup bulunmadığından ibaret değil. Bir yanda binlerce yıllık dini anlatının izlerini arayan araştırmacılar, diğer yanda Sovyetler Birliği’ni izlemek için aynı coğrafyayı görüntüleyen Amerikan istihbaratı-CIA vardı.
Nuh’un Gemisi henüz bulunamadı. Fakat… Onu arama serüveni, Ağrı Dağı’nın Soğuk Savaş yıllarındaki istihbarat tarihini de gün yüzüne çıkardı…
Odatv.com
Kaynak: www.odatv.com




